
F1 Miami GP’yi izliyorum. (Bu arada F2 müthişti)
Bir ara McLaren’in Norris’ten sorumlu mühendisi…
Telsizden “Sabırlı ol. Bu YoYo etkisi” dedi.
Bunlar akıllı adamlar…
Hatta, FIA mühendislerinden daha da akıllı.
Pilotuna bir şey demek istedi.
Epeyi kafa yordum.
YoYo, çocukken fırlatarak oynadığımız…
Pamuk dolu, lâstiğe bağlı, geri gelen bir toptu.
Eeee?... Formula ile ne alâkası vardı ki?..
Önce yarışı, sonra hayatı, sonra dünyayı inceledikçe..
YoYo etkisini şaşkınlıkla keşfettim.
Yeni F1 kuralları öyle karmaşık bir araç istiyor ki..
Pilotlar, yakıtın gücünü elektrik gücü ile birleştirip..
Ayırırken (kural gereği) istem dışı bir karmaşa yaşıyorlar.
Bu kısa süreçte, rakibini geçiyor ama…
Diğer düzlükte, rakip gelip yakalayıp geçiyor.
Bu gel/git lere takımlar kısaca YoYo diyorlar mış.
Espirili bir dil… Eğlenceli de.
Ama hayatın gerçekleri içinde hiç de espirili gelmiyor.
Baktım, enflasyonda, altında, petrol fiyatlarında, ihracatta
Ve hayatın diğer alanlarında da YoYo etkisi gördüm.
Körfez krizinde bile, teklifler YoYo oynuyor.
Hatta, TÜFE rakkamları da konuya dahil olmuş.
PMI imâlât endeksi ve Uluslararası Risk Derecelendirme…
Kuruluşları da bu med/cezirden nasibini alıyor.
Günümüz ekonomisinde bu durum dünyada sürüyor.
An itibarı ile normâl diyelim.
Asıl korktuğum ise…
YoYo lâstiğinin kopmasıdır.
O zaman, top uçar gider.
Top yumuşak olsa da…
Sonunda bir yere çarpacaktır.
Dilerim, olmaz, çarpmaz.
Başa dert olmaz…
Saygı ve sevgilerimle.