Geçtiğimiz haftanın son günü, Ayosk Başkanı Bekir Kuvvet Erim paylaştı.
2026 Ege Kupası takvimini, haberi ajansta hala güncel.
Dikkatimi çekti, ilk ayak İsabeyli (Şırlan) Tırmanma yarışı.
Seçilen tarih açısından boş olan ender hafta sonu, 18-19 Nisan.
Gözden kaçırılan ufak ayrıntı, bir hafta önce Ege’de ulusal olması.
Ulusal takvim önden açıklandığı için, yerel tarihler üstüne geldi.
Ulusaldan bir hafta sonra, aynı bölgede benzer ama yerel yarış?
Ulusalı kovalayan ayrı, yereli kovalayan ayrı derseniz bir sorun yok.
Fakat, ülkemizde o kadar geniş bir sporcu parkı var mı?
Kaldı ki, bu sezonun nasıl geçeceği hala bir muamma.
Ege Rallisi’nde göreceğiz, nasıl bir sezon olacağını.
Elbette, yerellerdeki teşvikler göz ardı edilemez.
Düşük, hatta belki de ücretsiz kayıt ve nakliye desteği.
Ulusalın ‘puan’ avantajını ne kadar kapatır göreceğiz.
Bir hafta arayla, tırmanma disiplininde iki yarış, aynı bölgede,
Sanki biraz isabetsiz tarih seçimi gibi duruyor, umarım yanılırım.
*****
Bursa Kulübü, geçen yıl yaptığı bir duyuru ile logo arayışına başladı.
Rallinin 50’nci yılı için yeni bir logo aramak iyi bir fikirdi.
Bunun için üniversiteler bazında bir yarışa açmak ta keza.
Fakat, yarışmanın son tarihi olarak 28 Şubat ilan edildi.
Finişin üzerinden neredeyse bir ay geçti ama ses çıkmadı.
Seçim yapıldı mı, başvurular istenilen düzeyde gerçekleşti mi?
En önemlisi, 50’nci yıla uygun bir logo bulunabildi mi?
Son noktaya kadar işi iyi yürüttü kulüp, şimdi sonuçları bekleniyor.
50’nci yıl logosu merak ediliyor, tabii seçildi ise..
*****
Ajanstaki son iki yazıda değindim, hatta işi ‘rehavete’ kadar vardırdım.
Bu sezon yarış organizasyonlarındaki ‘asgari’ sürelerde ipin ucu iyice kaçtı.
Organizasyonlara bir haller oldu, elbette ki dertleri başlarından aşkın.
Otorite de farkında belki ama o da ipe un seriyor gibi.
Ege’nin dökümantasyonları yayınlandı, ama ne zaman?
Starta on gün kala ilan etmek ya da onaylamak mı esas?
Bugün ise artık start için gün sayıyoruz. Kaldı, 3-5..
Kayıt listesi hala belli değil. Neden?
Son dakikaya kayıt beklemek, artık yeni ‘normal’ oldu.
Çok eskilerde değil, asgarilere daha dikkat ediliyordu.
Şartlar çok değişti kabul. Herkes için zorlaştı.
Fakat, Neredeyse starttan 40 saat önce görülebilecek kaç start var?
Dünya organizasyonlarındaki kayıtları haftalar öncesinde biliyoruz.
Bizde de dökümantasyon ve kayıtların o kadar olmasa bile,
Daha ehven bir timingde yapılmasını beklemek çok mu abartı?
*****
Son bir incir çekirdeği, Kanarya örneğinden..
WRC Rallisi’nin start yeri değiştirildi, bir stata alındı.
Seyirci etabı da aynı statta yapılacak.
Yani, ralli, seyircinin -halkın- daha da ayağına götürülüyor.
Ki, ralli, seyri en zor olan branş. Pistler ise ona göre kolayı.
F1 ve türevi örneklerinde tribünler boş kalmıyor.
Ralli de pistlerin takibinde, start ve seyirci kurgusu bu yönde.
Biz de hiç düşünülmüyor mu acaba?
Kaç kişi hatırlar bilemiyorum;
Beşiktaş’ta Şeref stadındaki yarışı?
Benzerleri düşünülemez mi?
Elbette şimdiki büyük statları kast etmiyorum.
Modern statlarda seyirci etabı için masraf az olmayacaktır, ama..
Çoğu Anadolu şehrimizdeki amatör kulüplerin statları mesela..
Ufak makyajlarla cazip hale getirilebilir. Kulüplere de destek çıkılabilir.
İyi bir duyuru ile seyirci, oturduğu yerden araba yarışı seyreder.
Üzerinde düşünülürse daha iyi sonuçlar çıkacaktır eminim.
Bir yerde İstanbul Park’a seyirci tabanı hazırlanır.
Son bazı uluslararası ve hatta ulusal yarışlardaki seyirci lafı abartı.
Şimdiden düşünülüp, yatırım ve planlama yapılabilirse, beş yıl sonra belki..
Statta yarış seyri hoş gelirse seyirciye, büyük sirke de çevirir kafasını.
Ama bunun için düşünmek, planlamak, çalışmak, emek sarf etmek gerek.
*****
Önümüzdeki ay, inşallah bahara adım atıyoruz.
Nisan ayının başta yağmur olmak üzere bereketli;
Ege’de başlayacak yeni sezonun da hayırlara nasip olmasını dilerim.
Kalın sağlıcakla..