#Otomobil

RALLİ AJANSI - Otomobil haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otomobil haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şehir içi kullanım lastik ömrünü nasıl etkiliyor? Haber

Şehir içi kullanım lastik ömrünü nasıl etkiliyor?

Dünyanın önde gelen lastik üreticilerinden Continental, modern şehir hayatıyla değişen "dur-kalk" döngüsünün lastik performansı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, düzenli kontrolün hayati önemini vurguluyor. Şehir içi yoğun trafik günümüzün en büyük sorunlarından. Araçlar her gün binlerce kez dur-kalk döngüsünde ve ani frenlemeye maruz kalıyor. Lastik teknolojilerinde geliştirdiği yeniliklerle öne çıkan Continental, şehir içi ve uzun yol kullanımının lastik performansına ve ömrüne etkisine dikkat çekerek, sürücülere önemli güvenlik önerileri sunuyor. Şehir hayatında sürüş süresinin büyük bir kısmı düşük hızlarda ancak yüksek frekanslı duraklamalarla geçiyor. Continental lastik uzmanları, bu durumun lastik yapısı üzerinde otoyol sürüşünden çok daha farklı bir stres yarattığını belirtiyor. Sürekli frenleme ve kalkış manevraları, lastik sırt bölgesinde ısı birikimine yol açarken, dar alanlardaki park manevraları ve kaldırım temasları lastik yanaklarında yapısal hasar riskini artırıyor. Yoğun şehir içi trafiği, lastiğin ömrünü planlanandan daha hızlı tüketebiliyor. Bu yüzden şehir içi kullanıma uygun, ısı yönetimi ve yanak dayanıklılığı optimize edilmiş lastikler tercih etmek kritik önem taşıyor. Continental’in yaz lastiklerinden UltraContact, kalın ve sağlam yapıdaki UltraShield karkasıyla çok yönlü koruma sunuyor. Günlük sürüş için dikkate değer bir hasar koruması sağlayan UltraContact, ister pürüzlü ister düz, tüm yollarda sürücülere güvenli ve uzun ömürlü bir sürüş deneyimi yaşatıyor. Continental, şehir içinde yıpranan lastiklerin otoyol sürüşünde beklenmedik riskler doğurabileceği konusunda sürücüleri uyarıyor. Şehir içindeki yoğun trafikte fark edilmeden aşınan lastikler, uzun yola çıkıldığında gizli bir tehlikeye dönüşebiliyor. Lastiğin yoldaki suyu tahliye etmesini sağlayan kanallar, şehir içindeki sürekli sürtünmeyle sığlaşıyor. Düşük hızlarda sorun yaratmasa da, otoyol hızlarına çıkıldığında lastiğin su tahliye kapasitesini azaltabiliyor ve kayma riskini artırıyor. Bu noktada, şehir içi ve uzun yol kullanımında güvenli sürüş için suda kızaklama performansı yüksek, dengeli desen yapısına sahip lastikler tercih etmek kritik önem taşıyor. Yolda karşılaşılan tüm zorluklara uyum sağlayan Continental SportContact 7, adaptif yapısı sayesinde ıslak ve kuru zeminlerde, yüksek hızlarda dahi kesintisiz güvenli sürüş sunuyor. Continental, güvenli bir sürüş deneyimi için kullanıcıların düzenli aralıklarla lastik kontrolü yapmalarını öneriyor. Özellikle diş derinliği kontrolünün, ıslak zeminde durma mesafesi üzerinde doğrudan etkisi bulunduğunu hatırlatan lider lastik üreticisi, optimum güvenlik için diş derinliğinin yasal sınırların altına düşmeden yenilenmesi gerektiğine de dikkat çekiyor. Bir diğer dikkat edilmesi gereken unsur ise hava basıncı. Yanlış hava basıncı hem lastiğin düzensiz aşınmasına neden oluyor hem de aracın yol tutuş karakteristiğini bozarak yakıt tüketimini artırıyor.

Lastiğin maksimum ömründen faydalanmak için nelere dikkat etmeli Haber

Lastiğin maksimum ömründen faydalanmak için nelere dikkat etmeli

Lastiklerin 5 yıllık kullanımdan sonra yılda en az bir kez uzman kontrolünden geçirilmesi gerektiğini belirten LASİD Genel Sekreteri Erdal Kurt, lastiğin durumu ve diş derinliği ne olursa olsun maksimum kullanım ömrünün üretim tarihinden itibaren 10 yıl olduğunu, 10 yıldan sonra değiştirilmesi gerektiğini kaydetti. Araç sahipleri için lastiğin ömrü ve ne kadar uzun süre güvenle kullanabileceği merak konusu. Lastik Sanayicileri ve İthalatçıları Derneği LASİD’den lastiklerin kullanım ömrüne dair açıklama geldi. Bir lastiğin güvenli kullanım süresi kullanım koşulları, bakım, sürüş alışkanlıkları ve çevresel etkenlere bağlı olarak değiştiğine dikkat çekilen açıklamada lastiğin maksimum kullanım ömrünün 10 yıl olduğunun altı çizildi. Lastiklerin 5 yıl kullanımın ardından yılda en az bir kez yetkili lastik servislerinde uzman kontrolünden geçirilmesi gerektiğine, 5 yıllık kullanımdan sonra ise lastiklerin hizmete uygunluğunun belirlenmesi amacıyla kontrol sıklığının artırılması gerektiğine dikkat çekilen açıklamada ‘’Uygun kullanım ve saklama koşullarında dahi lastiklerin maksimum kullanım ömrü üretim tarihinden itibaren 10 yıldır. Lastiğin durumu veya kalan diş derinliği ne olursa olsun, yedek lastikler dahil olmak üzere 10 yılı aşan lastiklerin hizmetten çıkarılması ve yeni lastiklerle değiştirilmesi önerilir.’’ Lastiğin maksimum ömrü güvenli bir şekilde nasıl kullanılır? Sıklıkla lastik kullanım ömrüne dair sorular aldıklarını belirten Lasid Genel Sekreteri Erdal Kurt, “Lastiklerin üzerinde bir üretim tarihi vardır, ancak bir son kullanma tarihi yer almaz. Bunun sebebi çok çeşitli faktörlerdir. Lastikler de bir bakıma insan ömrü gibidir. Bununla birlikte araca uygun doğru lastik seçimi, doğru hava basıncı, doğru sürüş alışkanlıkları ve düzenli kontroller sayesinde lastiklerin ömrü uzar; bu lastikler beklenmedik bir darbe veya kazaya maruz kalmadıkça uzun süre güvenli şekilde kullanılabilir” dedi. Bulunduğumuz bölgenin iklimi, hava ve yol koşullarının lastiğin ömrünü olumlu veya olumsuz yönde etkileyebileceğine dikkat çeken Lasid Genel Sekreteri Erdal Kurt; lastiğin maksimum ömrünü güvenli bir şekilde kullanmak için yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı: Aracınızın kullanım amacına ve yol koşullarına uygun lastik seçin. Doğru hava basıncı uygulayın ve basınçları (lastikler soğukken) düzenli olarak kontrol edin. Ani fren ve agresif sürüşten kaçının. Lastiklerinizi düzenli kontrol ettirin ve gerekli mekanik ayarlarını yaptırın. Yedek lastik dahil olmak üzere tüm lastiklerin bakımını düzenli olarak yaptırın. Kullanılmayan lastikleri serin, kuru, doğrudan güneş ışığı ve/veya kimyasallardan uzak uygun koşullarda saklayın. Dört lastiğin uyumlu olması durumunda, düzenli aralıklarla (10.000 km’de bir) lastiklerin ön-arka yer değişimini (rotasyonunu) yaptırın. Lastiklerinizin diş derinliğini, yasal sınırın altına düşmeden önce düzenli olarak kontrol edin/ettirin ve gerekli aksiyonları alın Uygun depolama lastik performansı ve ömrü için önemli! Mevsimsel değişimlerde kullanılmayan lastiklerin saklama koşullarının lastiğin yapısı ve performansını dolayısıyla ömrünü etkilediğine dikkat çeken LASİD Genel Sekreteri Erdal Kurt, uzun ömür için doğru depolamanın nasıl olması gerektiğini ise şöyle anlattı: ‘’Jantsız lastikler dik konumda, yerle temas etmeyecek şekilde yanaklarının zarar görmesini önleyecek raf sistemlerinde saklanmalıdır. Jantlı lastikler ise yerle temasını kesmek için palet üzerinde yatay konumda, en fazla 4 adet üst üste düzgün yerleştirilmeli; deformasyonu önlemek için belirli aralıklarla en alttaki lastik üste alınarak yerleri değiştirilmelidir. Lastiklerin serin, kuru, doğrudan güneş ışığından uzak ve kimyasal maddeler ile ısı kaynaklarından korunmuş ortamlarda muhafaza edilmesi de kullanım ömrünün korunmasına katkı sağlar.’’ Lastiğin ömrünün dolduğunu nasıl anlarız? Gözle görünür bir hasar olmasa bile düzenli kontrolün büyük önem taşıdığına dikkat çeken Lasid Genel Sekreteri Erdal Kurt; lastiğin mutlaka değiştirilmesini gerektiren durumları ise şöyle aktardı: “Bazı durumlar var ki lastiklerin mutlaka değiştirilmesi gerekir. Diş derinliği binek ve hafif ticari araçlarda 1,6 mm’nin altına düştüğünde; ağır vasıta lastiklerinde yasal sınırın altına düşüldüğünde (kış döneminde 15 Kasım– 15 Nisan tarihleri arasında minimum 4 mm zorunluluğu uygulanmaktadır), yanak bölgesinde kesik, çatlak, kabarıklık veya darbe hasarı oluştuğunda lastiklerin ömrü dolmuş demektir. Bu durumlarda lastikler başka bir sebep aranmaksızın değiştirilmelidir.” Güvenli bir trafik için doğru lastiğin önemine vurgu yapan; doğru lastiğin ise araç üreticisinin önerdiği ebat, tip ve model özelliklerine sahip lastik olduğunu belirten Lasid, doğru lastik bilincinin yaygınlaşması amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Araç sahipleri lastik ömrü, doğru kullanım, bakım ve depolama koşulları hakkında detaylı bilgilere lasid.org.tr adresinden ve derneğin sosyal medya hesaplarından ulaşılabilir.

Hyundai Boulder Concept New York’ta sürpriz dünya prömiyerini gerçekleştirdi Haber

Hyundai Boulder Concept New York’ta sürpriz dünya prömiyerini gerçekleştirdi

Hyundai, yeni Boulder Concept modelini 2026 New York Uluslararası Otomobil Fuarı’nda sürpriz bir dünya prömiyeriyle tanıttı. SUV formundaki bu konsept model, markanın ilk gövde şasi platformuna sahip olacak ve 2030 yılına kadar sunulması planlanan orta boy pick-up modelinin habercisi niteliğini taşıyor. Boulder Concept, dayanıklılık, yüksek çekiş gücü ve arazi kabiliyeti arayan kullanıcıların beklentilerine yanıt vermek üzere geliştirilen yeni bir platformun ilk göstergesi olarak öne çıkıyor. Hyundai’nin Kuzey Amerika tasarım ekibi tarafından geliştirilen konsept, özellikle off-road tutkunlarını hedeflerken markaya yeni müşteri kitleleri kazandırmayı amaçlıyor. Hyundai Motor Company Başkanı ve CEO’su José Muñoz, “Boulder Concept ile Amerikan müşterilerin beklentilerine daha güçlü bir yanıt veriyoruz. Gövde-şasi araçlar, ABD’de hem iş hem de macera dünyasının temelini oluşturuyor. Bu segmentte güçlü bir şekilde yer almayı hedefliyoruz” dedi. Hyundai ve Genesis Global Tasarım Merkezi Başkanı SangYup Lee ise konsepti “off-road yaşam tarzına bir saygı duruşu” olarak tanımlayarak, bu tip araçların macera arayan kullanıcılar için güçlü bir alternatif oluşturacağını belirtti. Boulder Concept, Hyundai’nin Art of Steel tasarım felsefesi doğrultusunda şekillendirildi. Çeliğin dayanıklılığı ve esnekliğini estetikle buluşturan bu yaklaşım, araca hem güçlü hem de zamansız bir karakter kazandırıyor. Dik ve iki kutulu (two-box) silüeti, geniş görüş açısı ve güçlü duruş sunarken; safari tipi üst camlar ve çift kanatlı kapılar hem ferahlığı hem de kullanım kolaylığını artırıyor. Araçta ayrıca düşük profilli tavan taşıyıcı, çift yönlü açılabilen arka kapak ve uzun yükler için açılabilen arka cam gibi fonksiyonel detaylar dikkat çekiyor. Aracın 37 inçlik büyük arazi lastikleri, yüksek yerden yükseklik ve gelişmiş yaklaşma/uzaklaşma açıları sayesinde zorlu arazi koşullarında üstün performans hedefleniyor. Ayrıca yazılım destekli gerçek zamanlı off-road yönlendirme sistemi, sürücüye dijital bir rehber gibi destek sunuyor. İç mekanda dayanıklı ve yoğun kullanıma uygun malzemeler tercih edilirken, fiziksel düğme ve kontrol elemanları zorlu koşullarda kolay kullanım sağlıyor. Modüler yapıdaki kabin, katlanabilir masa gibi pratik çözümlerle hem günlük kullanım hem de açık hava aktiviteleri için esneklik sunuyor. Hyundai, geliştirmekte olduğu gövde-şasi platformlu otomobiller için net bir yol haritası belirledi. Buna göre üretim modelleri Amerika’da tasarlanacak, geliştirilecek, üretilecek ve Hyundai’nin ABD’de ürettiği çelik kullanılacak. Hyundai Kuzey Amerika Başkanı Randy Parker, orta boy pick-up segmentinin marka için önemli bir büyüme fırsatı sunduğunu vurgulayarak, Boulder Concept’in bu alandaki stratejik yaklaşımın ilk adımı olduğunu ifade etti. Henüz bir tasarım çalışması olan Boulder Concept, güçlü oranları, fonksiyonel yaklaşımı ve hedef kitlesiyle Hyundai’nin gelecekteki pick-up modeli için önemli bir yol haritası sunuyor.

Kia Türkiye Genel Müdürlüğü’ne Şafak Savcı atandı Haber

Kia Türkiye Genel Müdürlüğü’ne Şafak Savcı atandı

Otomotiv dünyasında 20 yılı aşkın bir deneyime sahip olan Savcı; Kia Türkiye’nin stratejik yönetimini üstlenerek, markanın Türkiye pazarındaki konumunu güçlendirecek adımlardan sorumlu olacak. Savcı; kurumsal dönüşüm, ticari performans yönetimi ve ekosistem geliştirme odaklı bir yönetim anlayışıyla organizasyonu ileriye taşıyacak. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü'nden mezun olan Savcı, yüksek lisans eğitimini Koç Üniversitesi İşletme (MBA) programında tamamladı. Kariyerine 2004 yılında satış alanında başlayan Savcı; pazarlama, ürün yönetimi, iş geliştirme ve filo yönetimi alanlarında çeşitli görevler üstlendi. Ağustos 2016’da Anadolu Grubu şirketlerinden Çelik Motor bünyesinde Kia Türkiye Satış Direktörü olarak görev alan Savcı, 2021 yılında araç kiralama markası Garenta’nın Genel Müdürü olarak atandı. 2026 yılında kurulan Praticar’ın Genel Müdürlüğü görevini de eş zamanlı olarak üstlenen Savcı, görev süresi boyunca Çelik Motor bünyesinde hayata geçirilen çeşitli markaların kuruluş, yönetim ve büyüme süreçlerine liderlik etmiş; operasyonel yapıların güçlendirilmesine önemli katkılar sağladı. Şafak Savcı, 1 Nisan 2026 itibarıyla üstlendiği yeni görevinde; stratejik vizyonu ve sektör deneyimiyle Kia Türkiye’nin otomotiv pazarındaki yolculuğuna liderlik ederken, rekabet gücünü daha ileriye taşımayı hedefliyor.

Peaq görüldü Haber

Peaq görüldü

Vision 7S konsepti üzerine geliştirilen Peaq, Skoda’nın elektrikli model ailesini üst segmente doğru genişletirken, markanın 2026 yılı itibarıyla tamamen elektrikli model sayısını iki katına çıkarma hedefinde kilit rol oynayacak. MEB platformu üzerine geliştirilen ve Çek Cumhuriyeti’ndeki Mladá Boleslav tesisinde üretilecek Peaq, Skoda’nın elektrikli dönüşüm sürecinde stratejik bir model olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 4.9 metre uzunluğa sahip olan Peaq, beş veya yedi koltuklu konfigürasyon seçenekleriyle sunulacak. Model, 600 kilometrenin üzerinde menzil sunarak uzun yol performansında da iddialı bir konumda yer alıyor. Beş koltuklu versiyonda 1.010 litreye kadar ulaşan bagaj hacmiyle dikkat çeken Peaq, bu alanda markanın bugüne kadarki en yüksek bagaj hacmini sunuyor. Yedi koltuklu versiyonda ise 299 litrelik bagaj hacmine ek olarak, ön kaput altında 37 litrelik ek depolama alanı bulunuyor. Yeni Peaq, Skoda’nın modern solid tasarım dilinin en gelişmiş örneğini temsil ediyor. Aydınlatmalı siyah Tech-Deck ön yüz, ince dikey detaylar ve LED arka aydınlatma ile dikkat çekerken, 18 segmentli Matrix LED farlar tüm sürüş koşullarında yüksek görüş sunuyor. 19 inçten 21 inçe kadar uzanan aerodinamik jant seçenekleri ve toplam 10 farklı gövde rengi ile model, güçlü ve modern bir görünüm ortaya koyuyor. Skoda’nın yeni elektrikli amiral gemisi Peaq, içeride sunduğu geniş yaşam alanı ve konfor odaklı çözümleriyle dikkat çekiyor. Yaklaşık 3 metreye ulaşan aks aralığı sayesinde özellikle ikinci ve üçüncü sıradaki yolcular için sınıfının üzerinde diz ve baş mesafesi sunuluyor. Peaq, kullanıcı beklentilerine göre şekillendirilebilen beş farklı kabin tasarımıyla sunuluyor. Tüm kabin seçeneklerinde ambiyans aydınlatması ve Škoda logolu ısıtmalı çok fonksiyonlu direksiyon standart olarak sunuluyor. Sportline versiyonunda üç kollu direksiyon ve rejeneratif frenleme kulakçıkları yer alırken diğer versiyonlarda iki kollu direksiyon tasarımına yer veriliyor. Peaq’in kabininde sürdürülebilirlik de önemli bir yer tutuyor. Seçili versiyonlarda hayvansal içeriğe tamamen sahip olmayan malzemeler kullanılırken, araç genelinde 50 kilogramdan fazla geri dönüştürülmüş materyale yer veriliyor. Yeni Skoda Peaq, uzun yolculukları daha konforlu ve keyifli hale getiren yeni nesil teknolojilerle donatılıyor. Modelde sunulan opsiyonel Relax Paketi, sürüş sırasında kabin içini adeta bir dinlenme alanına dönüştürmeyi hedefliyor. Relax Paketi kapsamında AGR sertifikalı masaj fonksiyonlu koltuklar, elektrikli ayarlanabilir ergonomik ayak destekleri, ön koltuk başlıklarına entegre yastıklar ve katlanabilir masa gibi donanımlar yer alıyor. Sistemin merkezinde ise altı farklı mod sunan entegre bir “wellness” uygulaması bulunuyor. Bu modlar dinlenme, esneme ve yeniden enerji kazanma gibi farklı ihtiyaçlara göre ayarlanabiliyor. Uygulama aktif hale getirildiğinde, araç içi klima, ambiyans aydınlatması ve koltuk masaj fonksiyonları eş zamanlı olarak optimize edilerek bütüncül bir konfor deneyimi sunuluyor. Peaq ile birlikte Skoda tarihinde ilk kez, premium ses sisteminde Sonos imzası yer alıyor. Ev tipi yüksek kaliteli ses sistemleriyle tanınan Sonos, bu proje kapsamında Škoda ile yakın iş birliği yaparak ses teknolojisini otomobil içi kullanım için özel olarak uyarladı. Ortaya çıkan sistem, markanın karakteristik net ses üretimini, dengeli bir dinleme deneyimi ve üç boyutlu, kapsayıcı bir akustik performansla birleştiriyor. Böylece Peaq, sadece konfor değil, aynı zamanda üst düzey bir ses deneyimi sunan bir mobil yaşam alanına dönüşüyor. Skoda’nın yeni elektrikli SUV modeli Peaq, performans ve verimliliği bir arada sunan üç farklı güç-aktarma seçeneğiyle geliyor. Model 60, 90 ve 90x olmak üzere üç farklı versiyonla sunulacak ve 150 kW ile 220 kW arasında değişen güç değerleriyle geniş bir kullanıcı kitlesine hitap edecek. Peaq’in 90 ve 90x versiyonları, 600 kilometrenin üzerinde menzil sunarak uzun yol kullanımında güçlü bir alternatif oluşturuyor. Tüm versiyonlarda hızlı şarj altyapısı dikkat çekerken, model yüzde 10’dan yüzde 80’e şarj seviyesine DC hızlı şarj ile yaklaşık 28 dakikada ulaşabiliyor. 60 versiyonunda ise bu süre 27 dakikaya kadar düşüyor. Elektrikli motorun sağladığı yüksek tork ve düşük ağırlık merkezi sayesinde Peaq, dinamik sürüş özellikleriyle de öne çıkıyor. Serinin en güçlü versiyonu olan dört tekerlekten çekişli 90x, 0’dan 100 km/s hıza yalnızca 6.7 saniyede ulaşarak performans odaklı kullanıcıları da hedefliyor. Peaq, markanın üretim modellerinde ilk kez sunulan yenilikçi özellikleriyle dikkat çekiyor. Model, hem aerodinamik verimliliği artıran hem de tasarım bütünlüğünü güçlendiren detaylarla öne çıkıyor. Peaq’te ilk kez kullanılan gövdeye entegre gizli kapı kolları, araç hareket halindeyken veya kilitliyken tamamen içeri çekilerek hava akışını iyileştiriyor ve aerodinamik verimliliğe katkı sağlıyor. Sürücü araca anahtarla yaklaştığında ise kapı kolları otomatik olarak dışarı çıkıyor. Ayrıca, kapı kollarının ön bölümüne basılarak mekanik olarak da açılması mümkün. Bu sistem, hem kullanım kolaylığı hem de güvenlik standartları açısından yüksek seviyede bir çözüm sunarken, aracın modern ve sade görünümünü de destekliyor. Peaq’in öne çıkan bir diğer yeniliği ise Dynamic Shade Control teknolojisine sahip panoramik cam tavanı. Elektrokromik yapıya sahip bu sistem, elektrik akımı sayesinde camın ışık geçirgenliğini ayarlayabiliyor. Dokuz ayrı segmentten oluşan tavan, kullanıcıların üç farklı hazır mod arasında seçim yapmasına veya bilgi-eğlence ekranı üzerinden manuel olarak kişiselleştirme yapmasına imkan tanıyor. Škoda’nın bugüne kadar sunduğu en büyük panoramik cam tavan olma özelliğini taşıyan bu sistem, Peaq’in ferah kabin deneyimini bir üst seviyeye taşıyor. Peaq, gelişmiş dijital altyapısı ve kullanıcı odaklı teknolojileriyle de dikkat çekiyor. Modelde yer alan yeni nesil Android tabanlı bilgi-eğlence sistemi, kişiselleştirme seçenekleri ve geniş uygulama ekosistemiyle öne çıkıyor. Yeni sistem, Skoda’nın kendi uygulamalarının yanı sıra Spotify, YouTube ve Google Maps gibi popüler uygulamaları da destekliyor. Peaq ile birlikte sunulan yeni dijital mobil anahtar özelliği ise fiziksel anahtar ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Akıllı telefon veya akıllı saat üzerinden araca erişim sağlanabilirken, özellikle birden fazla sürücünün kullandığı araçlarda büyük kolaylık sunuluyor. Sürüşle ilgili temel bilgiler 10 inçlik dijital gösterge panelinden takip edilirken, merkezde konumlanan 13.6 inçlik dikey bilgi-eğlence ekranı dokunsal kontrollerle kullanıcı deneyimini ileri taşıyor. Opsiyonel olarak sunulan artırılmış gerçeklik head-up display ise sürüş sırasında kritik bilgileri doğrudan sürücünün görüş alanına yansıtıyor. Skoda Peaq, yalnızca bir ulaşım aracı olmanın ötesine geçerek enerji yönetiminde de aktif rol üstleniyor. Vehicle-to-Load (V2L) özelliği sayesinde aracın yüksek voltajlı bataryasında depolanan enerji, elektrikli bisikletler veya karavan gibi harici cihazları beslemek için kullanılabiliyor. Buna ek olarak, Ambibox DC Wallbox ile birlikte Vehicle-to-Home (V2H) teknolojisi de destekleniyor. Bu sayede Peaq, ihtiyaç halinde bir evin veya iş yerinin enerji ihtiyacını karşılayabilecek bir güç kaynağına dönüşebiliyor. Gelişmiş dijital altyapısı, geniş ekran deneyimi ve enerji paylaşım teknolojileriyle Skoda Peaq, elektrikli mobiliteyi daha akıllı ve fonksiyonel bir boyuta taşıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.